Ana içeriğe atla

Bir şehir fenomeni; Tehlikeli Oyunlar


Seyyar Sahne’den ”Tehlikeli Oyunlar” bir fenomen haline geldi.Şehirde sürekli kulaktan kulağa kartopu gibi büyüyen öneriler, pozitif eleştiriler, aktarılan hazlar vs… Oyunu 5 kere izledim.Her izlediğimde farklı, her izlediğimde canlı.Sahnede bir oyuncu ve iki salıncaktan başka bir şey görmüyorsunuz.Her zaman sahnede seyircinin de en az oyuncu kadar sphere(soyut alan) bölgesi olduğunu savunurum.TO sizi sahneye alıveriyor birdenbire ve Hikmet nereye giderse siz de oraya gidiyorsunuz, seyirciyi içinde özgürce dolaşabileceği Hikmet’in depresif/karmaşık dünyasında iç monologlarınızı haklılaştırabilecek yeterli alan bırakıyor.Bu alanda Şenocak’ın rahatlığına eşlik ediyorsunuz.Alan varsa oyuncu rahattır, oyuncu rahatsa seyirci de…Zira Erdem Şenocak’ın performansı sürekli bu alanları yeniliyor.Geçişler, yükselişler, düşüşler… Biraz önce neler olduğunu sınamaya çalışırken sizi başka bir alana taşıyor.Her defasında tazelenmiş bir şekilde oyuna yeniden başlıyorsunuz.

Tabi ki de adı Tehlikeli Oyunlar olduğu için oyun sizi, çok güzel bir kurgu çerçevesinde kitapta gezdiriyor.Metni düzenleyen Oğuz Arıcı’nın ve yönetmen Celal Mordeniz’in de çok büyük etkileri var.Oğuz Atay’ı, Hikmet’i, Albay(ım)’ı, Nurhayat Hanım’ı, Salim’i, Sevgi’yi, Bilge’yi görüyorsunuz.Kitabı okuyanlara tavsiyem; kitapta yaşadığınız deneyimi bir de Seyyar Sahne’nin İTÜ Maçka kampüsündeki İşletme Fakültesi’nde, içeri girdiğinizde sahnenin ve seyircinin içiçe olduğu salonda deneyin.Kesinlikle pişman olmayacağınızı söyleyebilirim.İlgilenenler için oyunla ilgili link aşağıda.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kentlerde Merkezler ve Alt Merkezler; Bir Alt Merkez Olarak Fatih Çarşamba

       Kentli olmak, kentin içinde varolabilmek yaşadığı yeri tanımlamaya, kimliklendirmeye ve dönüştürülmesine katkıda bulunmaktır. Kişi yaşadığı yerden dolayımlanarak kendini tarif eder, tanır[1] Bir kent okuması yaparken o kentin içindeki farklı alanları farklı metinlerle okuyabiliriz. Her bir mekan kendi gramerini oluşturur ve bir şekilde kentin herhangi bir alanında tecihen veya mecburen yaşayan birey ve/veya gruplar orayı içselleştirmek ve oranın algısal haritasını kendine göre yorumlamak ister.[Funda Şenol L, 1998] Kentte yaşayan insanların yaşam alanlarının mahiyeti yine kendileri tarafından atfedilmektedir. Bu durum, kentin devamlılık içinde olan çatışma(conflict) simgesini ve insanların tarih boyu ürettiği ne varsa hepsinin içinde yığılmış halde bulunan bir ''kent'' in ne olduğunu simgeler.[Augé, 1995:139] Sosyologlar ''kent fotoğraflarını'' yorumlamak için bireylerin/grupların gözünden mahallȋ çıkarımlar yaparak okumaları kentin içindeki ...

Devletin Propaganda Araçları; Ders Kitapları

     Türkiye 'de ders kitaplarının demokrasi, insan hakları ve ayrımcılık gibi kavramlar üzerinden incelenmesi ve kitapların bu kavramlar dahilinde düzenlenmeye başlaması Türkiye' ye ait değerlerin, kalıpyargıların ve mitlerin de yeniden tartışılmasına yol açmıştır. Evrensel hukuk kuralları dahilinde ele alınan demokrasi, insan hakları ve ayrımcılıkla ilgili tartışmalar birbirleriyle kesişen kümeler gibilerdir ve birbirlerinden bağımsız olarak tek başına tartışılamazlar. Türkiye' nin bu 3 temel kavram konusunda geri kalmışlığı yadsınamaz ve ayrıca bir tartışma konusu olarak ele alınabilir. Ancak cumhuriyet' ten sonraki süreçte devletin ideoljik aygıtları olarak kullanılan ders kitapları Türkiye'de yetişen yeni nesilleri ideolojik olarak şekillendirme üzerine tasarlanmıştır.        Bugüne kadar devlet aygıtları tarafından uygulanan politikların meşrulaştırılması ve sorgulanamaz hale gelmesinde eğtimin payı oldukça fazladır. Cumhuriyet' le birlikte ...

Halkın Dini - Devletin Dini

Popüler kavramının dinsel yaşam içinde ne şekilde yer tuttuğuna bakacak olursak karşımıza popüler kültüre nüfuz eden dinselliği ve onu karşısında duran resmi olgularla şekillenmiş kurumları görüyoruz. Bu resmi kurumların, altında çatıyı kaldırdığımız zaman kurumsallaşmış yapıların yanında halk katmanlarının yorumu vardır. Bu yorumlar geniş kitlelere hitap ettiği için de ''popüler'' tanımını almıştır. Resmi olan karşısında popüler dini içsel dinamizmden yoksun, dinselliği yanlış kavranmış, eksiltilmiş, saflığını bozmuş olarak algılamak onu bir dinsel formasyon olarak kavramayı zorlaştırmıştır. Sözlü, resmi olmayan kitabı olmayan dinsellikle yani popüler dinle resmi, kitabi, seçkin din arasında bir karşıtlık, diyalektik bir ilişki vardır. Bunun sonucunda resmi olan ''büyük'' kültürle popüler olan ''küçük'' arasında her zaman yukarıdan aşağıya doğru bir ilişki olmamıştır. ''Küçük'' kültürün ''büyük'' kültü...