Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Devletin Propaganda Araçları; Ders Kitapları

     Türkiye 'de ders kitaplarının demokrasi, insan hakları ve ayrımcılık gibi kavramlar üzerinden incelenmesi ve kitapların bu kavramlar dahilinde düzenlenmeye başlaması Türkiye' ye ait değerlerin, kalıpyargıların ve mitlerin de yeniden tartışılmasına yol açmıştır. Evrensel hukuk kuralları dahilinde ele alınan demokrasi, insan hakları ve ayrımcılıkla ilgili tartışmalar birbirleriyle kesişen kümeler gibilerdir ve birbirlerinden bağımsız olarak tek başına tartışılamazlar. Türkiye' nin bu 3 temel kavram konusunda geri kalmışlığı yadsınamaz ve ayrıca bir tartışma konusu olarak ele alınabilir. Ancak cumhuriyet' ten sonraki süreçte devletin ideoljik aygıtları olarak kullanılan ders kitapları Türkiye'de yetişen yeni nesilleri ideolojik olarak şekillendirme üzerine tasarlanmıştır.        Bugüne kadar devlet aygıtları tarafından uygulanan politikların meşrulaştırılması ve sorgulanamaz hale gelmesinde eğtimin payı oldukça fazladır. Cumhuriyet' le birlikte ...
En son yayınlar

The Politics of Squatter Studies in Turkey

The article mainly points on the evolving procces of concept of squatter's house  in Turkey. The 'gecekondu people' was named he ‘rural otherʼ in the 1950s and 1960s and this concept evolved to 'disadvantaged otherʼ in the 1970s and 'poor other' in the 1980s and 1990s  and finally the ‘threatening other' in 1990s and now. This article is covered by all these meanings/understandings which is named by community depending on decades. The article does not intend to extract 'gecekondu people' by naming 'other'.     The terminology of 'gecekondu' appeared in 1950s, begining time of immigration from rural to urban. People who live in this hand-made buildings commonly called 'köylü' in 1950s. As a period of entegration of multi-pary system, it is called also 'a period of rising of urbanizaiton. Democrat Party had a populist stand to immigration. Thus, this cause unplanned urbanization in every sense. A tip of 'gecekondu...

Kentlerde Merkezler ve Alt Merkezler; Bir Alt Merkez Olarak Fatih Çarşamba

       Kentli olmak, kentin içinde varolabilmek yaşadığı yeri tanımlamaya, kimliklendirmeye ve dönüştürülmesine katkıda bulunmaktır. Kişi yaşadığı yerden dolayımlanarak kendini tarif eder, tanır[1] Bir kent okuması yaparken o kentin içindeki farklı alanları farklı metinlerle okuyabiliriz. Her bir mekan kendi gramerini oluşturur ve bir şekilde kentin herhangi bir alanında tecihen veya mecburen yaşayan birey ve/veya gruplar orayı içselleştirmek ve oranın algısal haritasını kendine göre yorumlamak ister.[Funda Şenol L, 1998] Kentte yaşayan insanların yaşam alanlarının mahiyeti yine kendileri tarafından atfedilmektedir. Bu durum, kentin devamlılık içinde olan çatışma(conflict) simgesini ve insanların tarih boyu ürettiği ne varsa hepsinin içinde yığılmış halde bulunan bir ''kent'' in ne olduğunu simgeler.[Augé, 1995:139] Sosyologlar ''kent fotoğraflarını'' yorumlamak için bireylerin/grupların gözünden mahallȋ çıkarımlar yaparak okumaları kentin içindeki ...

Stratification Systems of the Ottoman Empire and Early Modern Turkey

    The Ottoman Empire was founded in 14 th century and it stood until early 1990s.  All economic activities of Ottoman Empire resisted on farming, regional government tax and spoils of war as all empire states in the world before industrial revolution emerged. If we point industrial revolution as breaking point, we should emphasize the stratification system of Ottoman before industrial revolution to understand changes in European new society and late Ottoman period and new Turkish Republic  society.     Ottoman Empire that used to lie on East Europe has always been in an interaction with Europe. However when it comes to government, there have been ocular differences between Ottoman and Europe. Ottoman government was based on central government. All decisions were sentenced from center-palace as well as 'sultan'. Every autonomus province were dependent on the center. Otherwise, the central government was partly shared with bourgeoisie and monarch...

Emir Kusturica'nın Underground'u üzerine

Bugün Underground'u izledim.Filmi de Duşan Kovaçeviç'in tiyatro oyunları 'İntiharın Genel Provası' ve 'Profesyonel' oyunları hakkında bir ön bilgim olsun diye izledim.Filmin senaryosu Kovaçeviç'e ait.Film genel olarak II.Dünya Savaşı'nda ve soğuk savaş dönemindeki Yugoslavya'nın halini anlatıyor.Uzun  bir film ama soğuk savaş dönemindeki küçük hikayeleri izlemeyi sevenler için tavsiye ederim.Kustirica'nın kendine tarz üslubunu saymıyorum bile.İyi seyirler.

08.09.2010

Mecidiyeköy meydanda yürürken albümün afişine rastlamıştım ilk.Sakallı Nev'i tanımakta zorluk çektim.İlk bakışta afişteki şahsın alaturka-arabesk tarzı bir albümle çıkış yapmak isteyen genç birisi olduğunu düşünmüştüm.Her gün geçtiğim yolda biraz daha dikkatli bakınca yazıdaki kelime oyununu farkettim.Resimdeki kişinin özellikle ''Efkarlıyım'' adlı şarkısını çok sevdiğim Nev olduğunu çözdüm bir-iki gün gide gele. Radyoda yeni albümünden bir Yıldırım Gürses eseri olan ''Mazideki Aşk'' adlı şarkısını dinledikten sonra albümünü almaya karar verdim.Şarkının re-aranjmanı şarkının orjinaline saygılı bir şekilde yapılmış.  Bas gitar, davul gibi enstrümanlar da gayet başarılı.Kemansız bir Yıldırım Gürses şarkısı da olmazdı.Tabi Nev'in yorumuyla da birlikte ortaya güzel bir ürün çıkmış. Albümdeki ilk şarkı, hemen herkesin tüm şarkılarının en azından nakaratlarını bildiği Teoman Alpay'ın ''Sevmekten Kim Usanır'' parçasının Nev yoru...
Doğrusunu isterseniz, daha önce görmediğim bir gerçeklik var şu aralar sabahlara kadar dinlediğim müziklerin içinde. Bendeki bu kekemeliğe son vereceğini düşündüğüm hem de! Üstelik bu gece Ömer Faruk Tekbilek daha da vurdu suratıma bu gerçekliği. Maalesef ki hiçbir enstrüman, hiçbir kompozisyon, hiçbir ses ayaklarına 50'şer kiloluk çimento bağlasalar bile ayda yürüyormuşsun hissi veren bu ''gerçeklik'' olmadan dinlenmiyormuş.