Ana içeriğe atla

İstanbul'daki Konut Siteleri; Zenginlik mi Tek Tipleşme mi ?



Son yıllarda yerleşim biçimleri arasında en dikkat çekici olanlardan birisi üst gelir grubunda hitap eden güvenlikli siteler. 1990' lardan itibaren mekansal kutuplaşmanın etkisiyle ortaya çıkan siteler, genellikle 24 saat güvenlik kameralarıyla gözetilen, güvenlik görevlilerinin bulunduğu, yüksek duvarlı sitelerdir. Bu sitelerde oturan insanlar için 'güvenlik' ayırt edici unsurdur. Kendi içinde sosyal alanlarını (dünyasını) yaratmasına rağmen bu sitelerin pazarlama sürecindeki en önemli kozlarından biri 'güvenlik' konusudur. Yeni inşa edilen sitelerin hemen hepsinin bunun üzerinde eğilim gösterdiğini söyleyebilriz. Ayşe Öncü'nün 1997' de yaptığı araştırmasına göre Türkiye' nin dışa açılmasıyla, insanların zihninde Batı' da oluşmuş olan 'müstakil ev' zihniyetinin Türkiye toplumunda da etkisini göstermesinin sitelerin artışındaki etkenlerden biri olduğuna dikkat çekmektedir. Bu yeni konut biçimi, orta ve üst sınıf için yeniden bir kimlik arayışı olduğunu belirtmektedir.


Son 30 yıllık bir süreçte müstakil ev – güvenlikli site kavramının daha çok yazlık tatil beldelerinde, İstanbul' a yakın sahil şeritlerinde ve geç yerleşim bölgeleri olan Anadolu yakasında ortaya çıktığını söyleyebiliriz. Özal döneminde yapılan yollardan sonra İstanbul çevresindeki yazlık tatil beldelerindeki yerleşimlerin kalıcı yerleşim bölgelerine dönüştüğünü görüyoruz. Büyükçekmece, Mimarsinan, Beylikdüzü gibi yerleri buna örnek olarak gösterebiliriz. İstanbul'un içinde yer alan villa siteler ise çok daha yakın bir geçmişe sahip. İstanbul dışında oluşan bu talebi gören inşaat firmaları Sarıyer ve Zekeriyaköy alanlarında yeni villa konutlar inşa etmeye başladılar. 1990' lardan itibaren İstanbul' da lüks villa siteler şehre çok da uzak olmayan bölgelerde konuşlanmaya başladılar.

Şehrin dışında hızla yayılmaya başlayan güvenlikli sitelerin çıkış noktalarından biri de kent yaşamındaki karmaşadan uzak, sakin ve huzurlu alternatif bir kent yaşamı olmasıydı. Trafikten ve ses kirliliğinden uzak olmaları, şehrin 'tehlikeli' diye lanse edilen gündelik yaşamından uzak olmaları siteleri seçkin kılıyordu. İşin ilginç yanı özel inşaat sektörlerinin evlerin pazarlanması sürecinde kullandığı yöntemleri yerel belediyelerin, hatta bazı devlet kuruluşlarının bile benimsemiş olmasıydı. Bunun altında ise şehrin dışarısına doğru yapılan yerleşmelere destek verilmesi hatta TOKİ, KİPTAŞ gibi firmalarla ön ayak olunması yatıyor. Bu sitelerin pazarlanma sürecinde ise Türkiye' de yavaş yavaş kaybolan arzın talebi belirleme stratejisi yeniden doğmuştur. Buna göre sitelerle ilgili mimari çizimler yapılıyor, maketler hazırlanıyor, hatta ön satışlar yapılıyordu. İnşaat firmaları 'güvenlikli siteler' in yaygınlaşmasındaki en önemli unsurları güvenlik, moda ve prestij olarak sıralıyor. Buna göre önceden belirlenmiş bir hedef kitle oluşturuluyor ve potansiyel alıcılara 'seçkin', 'ayrıcalıklı' gibi imgeler vaad ediyor. Bu imgeler ve vaadler çerçevesinde 'seçkin' ve 'ayrıcalıklı' bir sınıf oluşturuluyor.

80' ler sonrasında oluşan yeni ekonomik regülasyonlarla birlikte sınıfsal dengelerde taşlar yerine oturmaya başladı ve farklı ekonomik sınıflar belirginleşmeye başladı. Bu çerçevede oluşan yeni kentli, zengin sınıf kendisini ayrıştırma çabası içine girmeye başladı ve tüketim alışkanlıkları, yaşam tarzları ve konutlarla bu ayrıştırmalar yapılıyordu. Statünün en önemli ve somut göstergesi ise yaşanılan konut çevresiydi. Gelir düzeyi artan/değişen gruplar sürekli yeni trend arayışı içinde oldukları için kentteki popüler mekanlar ve semtlerde sürekli bir şekilde değişiklik göstererek ''yeni bir yaşam'', ''yeni bir dünya'', ''ayrıcalıklı yaşam'', ''keyifli bir yaşam'' gibi her defasında farklılığı vurgulayan kavramlarla bu sürkilasyonun devamlılığı sağlanıyordu.

Bu farklılığı yaratan 4 çeşit etken mevcuttur. Bunlar fiziksel, kültürel, toplumsal ve altyapı ve hizmetlerdeki farklılıklar. İçlerinden en gözle görünür olanı fiziksel farklılık; sitenin mimarisini, kapalılığını, ulaşım kolaylığını/zorluğunu içermektedir. Şehrin dışında güvenlikli sitelerde oturan birisi için en önemli ayırt edicilerden birisi dışarıya kapalı olan ve içinde farklı bir dünya varmış izlenimi yaratan 'korunmuş' sitelerdir. Şehrin geri kalanından kedini kısmen izole etmeyi başarabilmiş olan bu site sakinlerinin konutlara yüklediği anlam, diğerleri için 'ulaşılamaz' olduğudur. Bu bariyerler 'içerde' yaşayanlar için ayırt edici bir özellik taşımaktadır. Bununla beraber şehrin dışındaki sitelerin ulaşım zorluğu kimileri için avantaj niteliği taşımaktadır. Otomobille ulaşımın sağlanması yaşam alanını diğerlerinden koruyan bir unsurdur. Bu ulaşım zorluğu da 'ulaşılamaz' lığa katkı yapmaktadır. Kolay ulaşılamayan bir bölge de ayırt edicilik taşımaktadır. Kültürel farklılık ise fiziksel farklılığa nispeten biraz daha 'soyut ' bir ayırt edicidir. Sitelerde yaşayan grupların ortalama bir ekonomi ve kültür seviyesinde olmaları, sitelerde düzenlenen kültürel ve sportif faaliyetler, astronomik üyelikler bu farklılığın oluşmasında yer almaktadır. Buna örnek olarak Kemer Country' nin içinde yer alan Golf Klubü 30.000 dolar olan üyeliğiyle kültürel farklılığın oluşmasında doruk noktası olmuştur. İngilizce yazılan broşürlerle de bu vurgulanmaktadır. Güvenlikli sitelerde kurgulanmaya çalışılan toplumsal farklılıklar ise gelir düzeyinden eğitim seviyesine kadar uzanmaktadır. Sitelerdeki konutların fiyatlarının yüksek olması en başta toplumun hangi kesimine hitap ettiğini belli etmekte ve başta bariyerleri koymaktadır. Konutların aylık ve yıllık aidatlarının yüksekliği, bu toplumsal segmentasyonu oluşturan etmenler olarak sayılabilir. Bu konutlarda oturan insanların meslek profillerine baktığımız zaman, profili ya yüksek sermayeli sanayici, ya da eğitimli ve yüksek maaşlı yönetici elitin oluşturduğunu görüyoruz. Ayrıca dışarıyla bağını koparmış şekilde yaşayan bu grubun kendi içinde de çatışma yaşadığını, özellikle eğitim ve kültür seviyeleri konusunda kutuplaşmalar olduğunu da söyleyebiliriz. Beğeniler de bunun içine dahil olan bir başka çatışma aracıdır. Son olarak ' özel siteleri' diğerlerinden ayıran en büyük özellik, çok sayıda çevre düzenleme, teknik destek ve sosyal alan çeşitliliği ve bu hizmetlerin kalite seviyesi göze çarpmaktadır. Neredeyse bütün ihtiyaçıarın site içinde giderilebilmesi bu alanları şehirden daha uzak kılmaktadır.

Sonuç olarak, güvenlik konusundaki endişeler, sınıfsal statülerin belirlenmesi, özel hizmetler, şehrin keşmekeşinden uzaklaşmak gibi faktörler 'güvenlikli' ve/veya 'özel' sitelere orta üst sınıfın rağbet etmesindeki temel faktörler olarak karşımıza çıkmaktadır. Kenti ve kentli olmayı yeniden kurgulayan bu yapılar, kentteki tanışmaları ve karşılıklı etkileşimi yok ederek, farklılıklara gözünü kapayan bu yeni hayat biçimleri kentin dokusuna ve karşılıklı etkileşimlere büyük zararlar vermektedir.    


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kentlerde Merkezler ve Alt Merkezler; Bir Alt Merkez Olarak Fatih Çarşamba

       Kentli olmak, kentin içinde varolabilmek yaşadığı yeri tanımlamaya, kimliklendirmeye ve dönüştürülmesine katkıda bulunmaktır. Kişi yaşadığı yerden dolayımlanarak kendini tarif eder, tanır[1] Bir kent okuması yaparken o kentin içindeki farklı alanları farklı metinlerle okuyabiliriz. Her bir mekan kendi gramerini oluşturur ve bir şekilde kentin herhangi bir alanında tecihen veya mecburen yaşayan birey ve/veya gruplar orayı içselleştirmek ve oranın algısal haritasını kendine göre yorumlamak ister.[Funda Şenol L, 1998] Kentte yaşayan insanların yaşam alanlarının mahiyeti yine kendileri tarafından atfedilmektedir. Bu durum, kentin devamlılık içinde olan çatışma(conflict) simgesini ve insanların tarih boyu ürettiği ne varsa hepsinin içinde yığılmış halde bulunan bir ''kent'' in ne olduğunu simgeler.[Augé, 1995:139] Sosyologlar ''kent fotoğraflarını'' yorumlamak için bireylerin/grupların gözünden mahallȋ çıkarımlar yaparak okumaları kentin içindeki ...

Devletin Propaganda Araçları; Ders Kitapları

     Türkiye 'de ders kitaplarının demokrasi, insan hakları ve ayrımcılık gibi kavramlar üzerinden incelenmesi ve kitapların bu kavramlar dahilinde düzenlenmeye başlaması Türkiye' ye ait değerlerin, kalıpyargıların ve mitlerin de yeniden tartışılmasına yol açmıştır. Evrensel hukuk kuralları dahilinde ele alınan demokrasi, insan hakları ve ayrımcılıkla ilgili tartışmalar birbirleriyle kesişen kümeler gibilerdir ve birbirlerinden bağımsız olarak tek başına tartışılamazlar. Türkiye' nin bu 3 temel kavram konusunda geri kalmışlığı yadsınamaz ve ayrıca bir tartışma konusu olarak ele alınabilir. Ancak cumhuriyet' ten sonraki süreçte devletin ideoljik aygıtları olarak kullanılan ders kitapları Türkiye'de yetişen yeni nesilleri ideolojik olarak şekillendirme üzerine tasarlanmıştır.        Bugüne kadar devlet aygıtları tarafından uygulanan politikların meşrulaştırılması ve sorgulanamaz hale gelmesinde eğtimin payı oldukça fazladır. Cumhuriyet' le birlikte ...

Halkın Dini - Devletin Dini

Popüler kavramının dinsel yaşam içinde ne şekilde yer tuttuğuna bakacak olursak karşımıza popüler kültüre nüfuz eden dinselliği ve onu karşısında duran resmi olgularla şekillenmiş kurumları görüyoruz. Bu resmi kurumların, altında çatıyı kaldırdığımız zaman kurumsallaşmış yapıların yanında halk katmanlarının yorumu vardır. Bu yorumlar geniş kitlelere hitap ettiği için de ''popüler'' tanımını almıştır. Resmi olan karşısında popüler dini içsel dinamizmden yoksun, dinselliği yanlış kavranmış, eksiltilmiş, saflığını bozmuş olarak algılamak onu bir dinsel formasyon olarak kavramayı zorlaştırmıştır. Sözlü, resmi olmayan kitabı olmayan dinsellikle yani popüler dinle resmi, kitabi, seçkin din arasında bir karşıtlık, diyalektik bir ilişki vardır. Bunun sonucunda resmi olan ''büyük'' kültürle popüler olan ''küçük'' arasında her zaman yukarıdan aşağıya doğru bir ilişki olmamıştır. ''Küçük'' kültürün ''büyük'' kültü...