Ana içeriğe atla

Kayıtlar

2011 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

08.09.2010

Mecidiyeköy meydanda yürürken albümün afişine rastlamıştım ilk.Sakallı Nev'i tanımakta zorluk çektim.İlk bakışta afişteki şahsın alaturka-arabesk tarzı bir albümle çıkış yapmak isteyen genç birisi olduğunu düşünmüştüm.Her gün geçtiğim yolda biraz daha dikkatli bakınca yazıdaki kelime oyununu farkettim.Resimdeki kişinin özellikle ''Efkarlıyım'' adlı şarkısını çok sevdiğim Nev olduğunu çözdüm bir-iki gün gide gele. Radyoda yeni albümünden bir Yıldırım Gürses eseri olan ''Mazideki Aşk'' adlı şarkısını dinledikten sonra albümünü almaya karar verdim.Şarkının re-aranjmanı şarkının orjinaline saygılı bir şekilde yapılmış.  Bas gitar, davul gibi enstrümanlar da gayet başarılı.Kemansız bir Yıldırım Gürses şarkısı da olmazdı.Tabi Nev'in yorumuyla da birlikte ortaya güzel bir ürün çıkmış. Albümdeki ilk şarkı, hemen herkesin tüm şarkılarının en azından nakaratlarını bildiği Teoman Alpay'ın ''Sevmekten Kim Usanır'' parçasının Nev yoru...
Doğrusunu isterseniz, daha önce görmediğim bir gerçeklik var şu aralar sabahlara kadar dinlediğim müziklerin içinde. Bendeki bu kekemeliğe son vereceğini düşündüğüm hem de! Üstelik bu gece Ömer Faruk Tekbilek daha da vurdu suratıma bu gerçekliği. Maalesef ki hiçbir enstrüman, hiçbir kompozisyon, hiçbir ses ayaklarına 50'şer kiloluk çimento bağlasalar bile ayda yürüyormuşsun hissi veren bu ''gerçeklik'' olmadan dinlenmiyormuş.  

Musa Eroğlu, Anadolu, Köyden Kente Göç ve Türküler Üzerine Bir Yazı...

1946 yılında Mersin'in Mut Kazası'nda doğdum. O zamanlar Mut 2500 nüfuslu bir ilçeydi. Saz çalıyordum. Saz çalma babadan-dededen kalma gelenekti, aslında. Bunu öğrenmek adeta zorunluluktu. Esasında bizim köyün dışında, Mut'tun diğer köylerinde saz çalmak-türkü söylemek pek yoktu. Yörede "Karacaoğlan"la ilgili geleneği, şenliği sürdüren bir köydü, bizimkisi. Çevrede davul-zurna dışında müzikal pek bir renklilik yoktu. O yüzden bizim köy biraz da dışlanmıstı çevre köylerce. Şenlikte oynadığım Karacaoğlan rolü beni çok etkiledi ve böyle sürüp gitti. Sürekli çalisarak, kendimi geliştirerek sanatımı bugünlere getirdim. Bu sanat ve her sanat için bir ömür yetmez aslinda. Bir altyapi zaruri, okul zaruri tabii eğitim temel zaruriyet. Mut'ta bir folklor gurubu oluşturuldu. Ben orada görev aldim. O Karacaoglan oyununun, beni peşinden sürükleyen o oyunun peşinden gittim hep. Gezebildiğim bölgelerde, Trakya hariç, Anadolu'nun birçok köyüne ulaştı...

İstanbul'daki Konut Siteleri; Zenginlik mi Tek Tipleşme mi ?

Son yıllarda yerleşim biçimleri arasında en dikkat çekici olanlardan birisi üst gelir grubunda hitap eden güvenlikli siteler. 1990' lardan itibaren mekansal kutuplaşmanın etkisiyle ortaya çıkan siteler, genellikle 24 saat güvenlik kameralarıyla gözetilen, güvenlik görevlilerinin bulunduğu, yüksek duvarlı sitelerdir. Bu sitelerde oturan insanlar için 'güvenlik' ayırt edici unsurdur. Kendi içinde sosyal alanlarını (dünyasını) yaratmasına rağmen bu sitelerin pazarlama sürecindeki en önemli kozlarından biri 'güvenlik' konusudur. Yeni inşa edilen sitelerin hemen hepsinin bunun üzerinde eğilim gösterdiğini söyleyebilriz. Ayşe Öncü'nün 1997' de yaptığı araştırmasına göre Türkiye' nin dışa açılmasıyla, insanların zihninde Batı' da oluşmuş olan 'müstakil ev' zihniyetinin Türkiye toplumunda da etkisini göstermesinin sitelerin artışındaki etkenlerden biri olduğuna dikkat çekmektedir. Bu yeni konut biçimi, orta ve üst sınıf için yeniden bir kimlik ...

Halkın Dini - Devletin Dini

Popüler kavramının dinsel yaşam içinde ne şekilde yer tuttuğuna bakacak olursak karşımıza popüler kültüre nüfuz eden dinselliği ve onu karşısında duran resmi olgularla şekillenmiş kurumları görüyoruz. Bu resmi kurumların, altında çatıyı kaldırdığımız zaman kurumsallaşmış yapıların yanında halk katmanlarının yorumu vardır. Bu yorumlar geniş kitlelere hitap ettiği için de ''popüler'' tanımını almıştır. Resmi olan karşısında popüler dini içsel dinamizmden yoksun, dinselliği yanlış kavranmış, eksiltilmiş, saflığını bozmuş olarak algılamak onu bir dinsel formasyon olarak kavramayı zorlaştırmıştır. Sözlü, resmi olmayan kitabı olmayan dinsellikle yani popüler dinle resmi, kitabi, seçkin din arasında bir karşıtlık, diyalektik bir ilişki vardır. Bunun sonucunda resmi olan ''büyük'' kültürle popüler olan ''küçük'' arasında her zaman yukarıdan aşağıya doğru bir ilişki olmamıştır. ''Küçük'' kültürün ''büyük'' kültü...