Doğrusunu isterseniz, daha önce görmediğim bir gerçeklik var şu aralar sabahlara kadar dinlediğim müziklerin içinde. Bendeki bu kekemeliğe son vereceğini düşündüğüm hem de! Üstelik bu gece Ömer Faruk Tekbilek daha da vurdu suratıma bu gerçekliği. Maalesef ki hiçbir enstrüman, hiçbir kompozisyon, hiçbir ses ayaklarına 50'şer kiloluk çimento bağlasalar bile ayda yürüyormuşsun hissi veren bu ''gerçeklik'' olmadan dinlenmiyormuş.
Gördüklerimi yazmama rağmen bu bir gezi blogu değildir